(0507) 695 86 77
Bizi takip edin:

Makaleler

İşçinin hak kazandığı kıdem tazminatı haciz edebilir mi?

Temmuz 29, 2019

Avukat Haydar ŞENÖZ

1. GİRİŞ

İş hayatında çalışan ve işverenler hukuki hakları açısından sıklıkla karşı karşıya gelebilmektedirler. Ve bu karşı karşıya gelişlerinde de yüzde 80 oranında işçinin mali hakları konusundaki uyuşmazlıklar konusunda gerçekleşmektedir. Bursa’da iş hayatatının içinde olan avukatlar olarak sıklıkla da bu tarz sorunlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz.

Kıdem tazminatı işçi açısından işşiz kalması durumunda yeni bir iş bulana kadarki süreç içersinde bir mali garanti iken; işveren açısından da işçiyi işten çıkarmaktan vazgeçirici bir maliyettir.

Zaman zaman işçilerin girmiş bulundukları mali işlemler nedeniyle borç altına giren işçi hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince alacaklılar tarafından icra takibi söz konusu olabilmektedir. İşçi hakkında gerçekleştirilen icra takibi sonucunda işçinin sahip olduğu malvarlığı açısından bir değerlendirme yapılacak, ücretler ve tazminatlar da bu değerlendirmeye dahil edilecektir. Burada sorun gerçekleştirilecek haciz işlemleri sonucunda ücretlerin ve özellikle tazminatların hangi oranda haczedileceğidir.

2. KIDEM TAZMİNAT VE VERİLMESİNİN KOŞULLARI

Kıdem tazminatı özellikleri dikkate alınarak farklı şekillerde tanımlanabilir. İş sözleşmesinin sona ermesinin en önemli hukuki sonuçlarından biri olan kıdem tazminatı, iş kanununda belirtilen asgari bir çalışma süresini doldurarak işçinin iş sözleşmesinin belirli bir nedenle son bulması durumunda işveren tarafından işçiye veya mirasçılarına ödenen paradır.

Günümüze kadar birçok değişiklikler geçiren ve niteliği hep tartışılan kıdem tazminatı, yaşlılık sigortası karşılığı olarak İş Hukuku’na 3008 sayılı İş Kanunu ile 1936 yılında girmiştir

En az 1 yıldan beri bir işyerinde çalışmakta olan işçilerin iş akitlerinin işveren veya kendileri tarafından haklı nedenlere dayanarak feshedilmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanabilmeleri için 1475 sayılı İş Kanununun kıdem tazminatı başlıklı 14’üncü maddesindeki aşağıda yazılı şartların gerçekleşmesi gerekir.

– İş sözleşmesinin işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanununun 25’inci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler dışında feshedilmesi,

– İş sözleşmesinin işçi tarafından 4857 sayılı İş Kanununun 24’üncü maddesinde gösterilen sebeplerle feshedilmesi,

– İş sözleşmesinin muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla feshi,

– İş sözleşmesinin işçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla feshi,

– Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile iş sözleşmesini sona erdirmesi,

– İş sözleşmesinin işçinin ölümü nedeniyle sona ermesi,

– 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun geçici 81’inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçilerin kendi istekleri ile işten ayrılmaları, (15 yıllık çalışma süresi ile 3600 gün prim ödeme şartının yerine getirilmesi)

– Yukarıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi sonucu kıdem tazminatına hak kazanılabilmesi için işçinin İş Kanunu kapsamındaki bir işyerinde geçerli bir hizmet akdine istinaden çalışıyor olması, çalışılan işyerinin de İş Kanununun 4’üncü maddesindeki istisnalar dışında kalan bir işyeri olması gerekmektedir.

3. KIDEM TAZMİNATI HACZCEDİLEBİLİR Mİ

3.1. İcra ve İflas Kanunu Açısından Durumun Değerlendirilmesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 82’nci maddesine göre;

– Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

– Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,

– Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,

– Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,

– Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları,

– Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,

– Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat,-

– Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

– Borçlar Kanununun 510’uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,

– Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri,

– Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı Kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,

– Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,

– Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,

– Borçlunun haline münasip evi,

– Öğrenci bursları

haczolunamaz.

2004 sayılı Kanunun 83’üncü maddesine göre ise;maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.

3.2. İcra ve İflas Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun Birlikte Değerlendirilmesi

Konuyla ilgili olarak 4857 sayılı İş Kanununun 35’inci maddesinde; “İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz.” düzenlemesi mevcuttur.

İcra ve İflas Kanunu ile İş Kanunu düzenlemesine bakıldığında göre işçi ücretlerinin oransal olarak işçinin rızası ile en fazla 1/4 oranında haczedilebileceğini söyleyebiliriz.

İcra ve İflas Kanununun 355’inci maddesine göre; Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar. 356’ncı maddesine göre ise; 355’inci madde hükümlerine riayet etmemiş olanların kesmedikleri veya ilk vasıta ile göndermedikleri para ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına hacet kalmaksızın icra dairesince maaşlarından veya sair mallarından alınır.

Şu noktaları irdeleyerek cevaba ulaşabiliriz.

a- İş Kanununda; “Genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen bir tutar olup, en geç ayda bir ödenmektedir” şeklinde tanımlanmıştır.

b- 15.05.1957 tarih 13 E. 10 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; “kıdem tazminatının, muayyen olmayan iş akitlerinde işinde sebat göstermiş olan ve akde aykırı hareketinden başka bir sebeple işinden ayrılan işçiye mali menfaat sağlayarak işlerinde sebat etmelerini teşvik maksadıyla kabul edildiği” belirtilmiştir.

c- bu haliyle kıdem tazminatı, yasada belirtilen asgari süreyi tamamlayan işçinin hizmet sözleşmesinin, yine yasada gösterilen nedenlerden birisi ile sona ermesi durumunda işverence işçiye veya mirasçılarına toptan ve bir defada ödenen bir paradır

Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi kıdem tazminatı, İş Hukukuna Özgü, yasadan doğan bir tazminat olup, ücret kavramının içinde düşünülemez

Dolayısıyla; şartlar oluştuğunda toptan ve bir defada ödenmekte olan kıdem tazminatının haczedilemeyeceği yönünde kanunlarda bir açıklık bulunmadığı, bu tazminatın İcra ve İflas Kanunu’nun 82. ve 83’ncü maddelerinde de sayılmadığı, bu nedenle kıdem tazminatının tamamının tüm alacaklar için haczedilebileceğini söylemek mümkündür.

4. KONUNUN YARGITAY KARARLARI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İcra ve İflas Kanununun bu düzenlemeleri ile ilgili bir örnek verilecek olursa; işçinin kıdem tazminatı ve ücret alacağının toplamı için borçlu olduğu alacaklısının İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun reddedilmesi üzerine alacaklı İş Mahkemesine başvurmuş olup mahkemece 23/07/2009 tarihli ve 2009/599-586 sayılı kararı ile icra müdürlüğünün ret kararının iptaline karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 11/05/2010 T. 2009/30557 E. 2010/11812 K. sayılı Kararı ;”İcra ve İflas Kanununun 355 ve 356’ncı maddeleri kapsamında ücret ve maaşların olduğu, kıdem tazminatının bu kanun kapsamında olmadığı, bu durumda mahkemece istemin sadece ücret ve maaş alacakları yönünden kabul edilmesi gerekirken ücretten sayılmayan kıdem tazminatını da kapsar şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğuna” karar verilmiştir.

Yargıtay’ın bu kararı ile kıdem tazminatının ücretten ayrılması gerektiğini ve ücretlerin haczinde geçerli olan 1/4’lük oranın kıdem tazminatı için geçerli olmadığını ve kıdem tazminatının tamamının haczedilmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

5. SONUÇ

İşçiler için bir işçilik hakkı, işverenler için maliyeti yükselten bir ödeme olarak görülen kıdem tazminatı, çalışma hayatının en önemli ve üzerinde en çok tartışılan konularından biridir

Gerek İcra ve İflas Kanunu gerekse İş Kanunu hükümlerine göre işçinin emeğinin karşılığı olan ücretinin 1/4’ünden fazlası işçinin rızası dışında haczedilemeyecektir. İşçinin ücreti dışında kalan ve İş Kanununa göre belirli durumlarda alınabilen kıdem tazminatı ise, İcra ve İflas Kanunu hükümleri ve bu konuda verilen yargı kararları göz önünde bulundurulduğunda ücretlerden ayrılmakta ve bu tazminat

hakkında 1/4 kuralı geçerli olmamaktadır. İşçinin ücretinin en çok ¼ üne haciz koyulabilmesi kuralı, ücret niteliğindeki ödemeler için geçerlidir.

Kıdem tazminatı ise niteliği itibariyle bir ücret türü değildir. Bu nedenle tamamının haczedilmesi mümkündür. Ancak borç ödendikten sonra kalan kısım varsa işçinin hesabına yatırılabilir. İcra müdürlüğüne ödeme yapılmadan işçiye kıdem tazminatı ödenmesi halinde, işyerinin hukuki sorumluluğu doğabilir.