İşveren raporlu işçiye ücret ödemek zorunda mıdır?
Mayıs 16, 2020Avukat Haydar ŞENÖZ
1. GİRİŞ
İş hayatında çalışan ve işverenler hukuki hakları açısından sıklıkla karşı karşıya gelebilmektedirler. Ve bu karşı karşıya gelişlerinde de yüzde 80 oranında işçinin mali hakları konusundaki uyuşmazlıklar konusunda gerçekleşmektedir.
İş Kanunu’nun 32. maddesine göre, genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Çoğunlukla aylık olarak ödenen ücretin haftalık, günlük ve saatlik gibi ödenme şekilleri de mevcuttur. Bu şekilde ücret alan işçilerin farklı sebeplerden dolayı çalışamayıp raporlu oldukları dönemde ücret alıp almayacakları, alacaklarsa ne kadar alacakları, ücreti hangi ücret rejimine tabi olan işçilerin alacakları konunun çalışma yaşamında karşılaşılma sıklığının yüksekliği göz önünde bulundurulduğunda bu hususun işçiler ve işverenler açısından büyük önem arz ettiği ortadadır.
Bursa’da da sıklıkla sorulan bu soruya yönelik açılan davalara yönelik makalemizin konusunu işverenin raporlu olan işçiye ücret ödemek zorunda olup olmadığı teşkil edecektir.
2.ÇEŞİTLİ KANUNLARDA KONUNUN CEVAPLANMASI
Raporlu olan işçiye ücret ödenmesinin zorunlu olup olmadığı sorusu aşağıda çeşitli Kanunlar çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır;
2.1. Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na Göre Geçici İş Göremezlik Ödeneği
5510 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla;
- İş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için,
- 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. maddesi kapsamındaki sigortalılardan hastalık sigortasına tabi olanların hastalık sebebiyle iş göremezliğe uğraması halinde, iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlamak üzere her gün için,
- 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için,
- 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde belirtilen muhtarlar ile aynı bendin (1), (2) ve (4) numaralı alt bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde, doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için,geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.
- İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 17. maddeye göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir.
- Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilir.
5510 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içinde 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanacaktır.
Oniki aylık dönemde çalışmamış ve ücret almamış olan sigortalı, çalışmaya başladığı ay içinde iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrarsa verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas günlük kazanç; çalışmaya başladığı tarih ile iş göremezliğinin başladığı tarih arasındaki sürede elde ettiği prime esas günlük kazanç toplamının, çalıştığı gün sayısına bölünmesi suretiyle; çalışmaya başladığı gün iş kazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri bir sigortalının günlük kazancı esas tutulacaktır.
Hizmet akdi gereği sigortalı sayılanların ödenek veya gelire esas günlük kazançlarının hesabında:
- Prim, ikramiye ve bu nitelikteki arızi ödemeler dikkate alınmış ise ödenek ve gelire esas alınacak günlük kazanç, ücret toplamının ücret alınan gün sayısına bölünmesiyle hesaplanacak günlük kazanca, % 50 oranında bir ekleme yapılarak bulunan tutardan çok olamaz.
- İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yapılan ücret, ikramiye, zam, tazminat ve bu mahiyetteki ödemelerden, ödenek ve gelirin hesabına esas alınan üç aylık dönemden önceki aylara ilişkin olanlar dikkate alınmaz.
2.2. İş Kanunu’na Göre Geçici İş Göremezlik Ödeneği
4857 sayılı İş Kanunu’nun 48. maddesine göre; işçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi gerektiği zamanlarda geçici iş göremezlik süresine rastlayan ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatilleri, ödeme yapılan kurum veya sandıklar tarafından geçici iş göremezlik ölçüsü
üzerinden ödenecek, hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilecektir.
Kanun’un 49. maddesinin dördüncü fıkrasında; “Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir.” denilmektedir.
Bu hüküm yorumlandığında aylık ücretli çalışan işçilerin hastalık ve benzeri durumlarda raporlu oldukları dönemlerde ücretlerini tam almaları gerektiği söylenilebilecektir. Burada ayrıca 48. ve 49. maddenin konuyla ilgili hükümlerinin aylıklı ücretli işçileri kapsam altına alındığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu düzenlemeye göre, aylıklı ücretle çalışmayan işçiye geçici iş göremezlik ödeneği dışında işverence ayrıca bir ücret ödemesi yapılmayacağı söylenebilir.
2.3. Türk Borçlar Kanunu’nda Geçici İş Göremezlik Ödeneği
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 409. maddesinde; “Uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için iş görme edimini ifa edemezse işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.” düzenlemesi mevcuttur.
Söz konusu maddenin gerekçesine bakıldığında; “ancak işçi çalışmadığı süre içinde başka bir yolla mesela bir Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir elde etmişse, işverenin ücret ödeme borcu olmayacaktır.” denilmek suretiyle İş Kanunu’nun geçici iş göremezlik ödeneği ile ilgili olan 48 inci maddesine gönderme yapılmış olduğu görülecektir.
3. YARGI KARARLARINDA GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için örnek bir olayda Yargıtay’ın vermiş olduğu karar ile açıklanmaya çalışılmıştır.
Örnek: Davacı, iş mahkemesinde açmış olduğu davada eksik ödenen ücret ile 4 aylık ücreti tutarındaki tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. İş Mahkemesi, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararda;
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalının temyizine gelince;
a- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b- Davacı dava dilekçesinde, raporlu olduğu sırada Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan aldığı ödenekten daha fazla ücret aldığı takdirde bu ücretinin ödenmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik ödeneğinin ise işverene verileceğini belirterek raporlu olduğu sırada ödenmeyen ücret farkı isteğinde bulunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, raporlu olduğu sırada alması gereken ücret tutarının 6.644,40 YTL olduğu belirlenerek bu miktar tümü ile hüküm altına alınmıştır. Aynı dönemde davacıya ödenen geçiciiş göremezlik ödeneği miktarının ise 6.563,32 YTL olduğu S.S.K. tarafından bildirilmiştir.
Davacı dahi fark ücret isteğinde bulunduğu halde davacının raporlu olduğu sürede kendisine ödenmesi gereken tüm ücret miktarının kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasası’nın 48/2, işyerinin bu konudaki yönetmeliğinin 2/A maddesine göre mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının S.S.K.’dan aldığı geçici iş göremezlik ödeneğini işverene ödeyip ödemediğini belirlemekten ibarettir. Davacı S.S.K.’dan aldığı bu ödeneği işverene ödemiş ise şimdiki gibi ücret alacağının tamamına hükmedilecek; ancak davacı anılan ödeneği işverene geri ödememiş ise sadece alması gereken ücret ile S.S.K.’dan aldığı ödeneğin farkına karar verilmesi gerekecektir. Bu husus belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.” Denilmiştir.
4. GENEL DEĞERLENDİRME
Bazı uzmanlar; işçi ücretlerini “Aylık Ücret” ise bunu “Aylık Maktu Ücret” olarak değerlendirmekte ve işçinin raporlu olduğu sürede ücretinin ve sigorta priminin tam olarak ödenmesinin zorunlu olduğunu, SGK’dan alacağı geçici iş görmezlik ödeneğinin ise mükerrer ödeme olmaması için işçi ücretinden mahsup edilmesi gerektiğini belirtmekteler. (48. maddeye dayanarak) Hatta 49. maddeye dayanarak işçi ay içerisinde çeşitli nedenlerle çalışmasa dahi (ücretsiz izinli, devamsız, iki gün raporlu vb.) ücretinden kesinti yapılamayacağı görüşünü savunmaktadırlar.
Bazı hukukçular ise ücretin, “bir emeğin karşılığı olmak zorunda olduğu” nun bir Anayasa maddesi hükmü olduğunu, dolayısı ile 49. madde de yer alan “Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere ” ibaresinin iş sözleşmesinde yer alması durumunda uygulanabilir olduğu konusunda görüş belirtmekte, 48. madde için ise bir zorunluluk olmadığı görüşünü savunmaktadırlar. Oluşan bu tereddütlerin giderilmesi için değerli görüşlerinize ihtiyacımız bulunmaktadır.
Çalışanların ücret türünün aylık olması nedeniyle çalışmadığı günler için (ücretsiz izinli, devamsız, iki gün raporlu vb.) ücretlerinin tam olarak ödenmesi zorunlumudur?
4857/48. maddeye göre geçici iş görmezlik ödeneğinin aylık ücretli işçilerin ücretinden mahsup edilebilmesi noktasında işverenin bir takdir yetkisi var mıdır?
Yoksa hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilmesi ve sigorta primlerinin yatırılması zorunlumudur?
İşveren raporlu işçiye iş görmezlik süresi içerisinde ücret ödemez ve iş görmezlik ödeneği miktarını aylık ücretinden mahsup etmez ve sigorta primi de yatırmaz ise her hangi bir teftiş esnasında idari pazara cezası ile karşı karşıya kalır mı?” diyor. Esasen uygulamada da en sıkıntılı konulardan birisine değinmiş okurumuz.
Maktu ücret istisnai bir uygulamadır. İşçinin maktu ücret aldığı, TİS, iş sözleşmesi veya çalışma şartlarıyla belirlenmiş olması gereklidir. Burada karıştırılmaması gereken en önemli nokta, ücretin ayda bir kez ödenmesinin ayrı, maktu (kanundaki ifadeyle aylık ücretli) ücretin ayrı olduğudur. Ücretin ayda bir kez ödenmesi onu maktu hale getirmez. Maktu ücretten bahsedebilmek için, istisnai bir uygulama olduğundan, yukarıda belirtildiği gibi, TİS, iş sözleşmesi veya çalışma şartlarıyla belirlenmiş olması gereklidir.
Maktu ücret alınıyorsa, işçiye ücreti her hâlükârda tam ücret ödenecektir; yani çalışmadığı günlere ilişkin bir kesinti yapılmayacaktır. Sadece iş göremezlik ödeneği alacaksa bu miktar mahsup edilecektir ki, mükerrerlik olmasın. İşverenin kesinti yapmaması hususu ise, İş Kanunu bakımından herhangi bir idari para cezasına bağlı kılınmamıştır.
İş Kanunu uyarınca, hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücret alan işçilerin ücretlerinden mahsup edilebilir. Bu düzenleme hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin aylık ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilebilmesi noktasında sadece işverene bir takdir yetkisi vermektedir. Açıkça belirtmek gerekir ki, işverenlerin işçilerin raporlu olduğu sürelerde ücret ödeyip ödemeyecekleri hususu sözleşmelerle veya toplu iş sözleşmeleriyle ya da işyeri uygulamalarıyla belirlenir. Bu yönde bir hüküm yoksa işverenlerin ne ilk iki gün için, ne de tüm istirahat süresince ücret ödeme ve sigortalı bildirme zorunluluğu yoktur. Ancak, işverenler isterse SGK’dan alınan istirahat parasını işçiden talep ederek işçisinin ücretlerini çalışmamalarına rağmen tam olarak ödeyebilirler. SGK’dan alınan istirahat parasının işverene iade edilerek ücretin tam olarak ödenmesi, geçici iş göremezlik ödeneği alan sigortalılara istirahatlı bulundukları devrede fark ücretlerin ödenmesi veya bu devrede Sosyal Güvenlik Kurumu’nca ödenen geçici iş göremezlik ödeneği dikkate alınmadan ücretlerin tam olarak ödenmesi durumunda mutlaka SSK priminin de kesilmesi ve istirahatlı sigortalının SGK’ya bildirimine devam edilmesi gerekmektedir. Yani, raporlu işçiye ücretinin ödenmesi durumunda sigorta primi de yatırılır.
Maktu ücret olduğu halde hastalık nedeniyle ücret tam ödenmezse, “ücret ödeme” cezası tatbik edilebileceğini düşünüyorum. Çünkü, maktu ücret olarak yapılan bir sözleşme bağlayıcıdır. Hatta eksik ücret ödemek işçiye 4857/25/e “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse” hükmüne göre işçiye haklı nedenle fesih hakkını verir
5. SONUÇ
İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık gibi durumlarda raporlu oldukları dönemlerde Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan geçici iş göremezlik ödeneği alan aylıklı ücretli olarak çalışan işçilerin bu ödeneklerinin ücretlerinden mahsup edilerek aradaki farkın kendilerine ödenmesi İş Kanunu’nun amir hükmüdür. Ayrıca konuyla ilgili olarak Türk Borçlar
Kanunu’nda yer alan düzenleme ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce verilen karara bakıldığında İş Kanunu’na atıfta bulunulduğu düzenleme ve kararın bu yönde olduğu görülecektir.
Konunun teorik boyutu bu şekilde iken uygulamanın teftişinde görevli olan İş Müfettişlerince yapılan denetimlerde hastalık nedeni ile verilen geçici iş göremezlik raporlarında, sadece Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmeyen ilk iki günün ücretinin ödenip ödenmediği incelenmekte; ödenmemiş ise ilk iki günün ücretinin ve yasal kesintilerin ödenmesi istenmekte, işverenin ödeyeceğini beyan etmesi halinde eksikliğin giderilmesi için işverene süre verilmektedir.
Uygulamada genel olarak sadece ilk iki günün ücretinin ödenip ödenmediğinin kontrolü yerine bu kontrolün aylıklı ücretli olmayan işçiler için yapılması, aylıklı ücretli işçiler için ise hastalık veya diğer nedenlerle raporlu olunan dönemlerde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneklerinin alınan ücretten mahsup edilerek ödeneğin karşılamadığı aradaki ücret farkının işçiye ödenmesi doğru olacaktır

